HEYBELİADA
Halki yani Heybeliada. Kuşbakışı bir heybeye benzediği söylenir.Geminiz adaya
yaklaşırken bunu görebilirsiniz. Heybeliada’da kentin gürültüsünden ve trafiğinden
uzak ancak dilediğiniz kadar da hareketli bir gün geçirebilirsiniz.
Heybeliada’ya kent içinden ulaşım Kabataş, Sirkeci, Bostancı ve Kartal iskelelerinden
kalkan yolcu gemileri ve denizotobüsleriyle sağlanır. Doğrudan adaya gelen
gemilerdeyseniz, Bostancı’dan yaklaşık 25 dakika, Sirkeci’den 45 dakika süren
keyifli bir deniz yolculuğu yaparak Heybeliada’ya ulaşırsınız.
İskeleye yaklaşırken sahildeki Deniz Lisesi yani eski adıyla Bahriye Mektebi
görülür. Bu okulun orada olmasından mı bilinmez, vapurdan iner inmez Heybeli’nin
öbür adalardan ne kadar farklı olduğu anlaşılır. Sizi çok daha az gürültü,
daha az kalabalık bir ada karşılar. Heybeli adeta sakinliğin adasıdır.
İskeleden faytonlara doğru yürürken, çay bahçesinde, Orhan Pamuk’u görebilirsiniz.
Karşısında martılar, aldığı notlara dalmıştır. Dayanamayıp ona “Heybeli’yi
sizin için bu kadar özel yapan nedir” diye sorsanız alacağınız cevap şöyle
olacaktır: “Bundan aşağı yukarı elli yıl önce, doğduktan iki hafta sonra Heybeliada’ya
gelmişim. O gün bu gün hep gelirim. Burası yazları benim hayatımın merkezidir.
Hala çok seviyorum, yazları burada geçiriyorum. Çok da memnunum. Öbür adalar
biraz daha orta yukarı sınıfların zenginliklerini gösterme yeridir. Burasıysa
insanların tatillerini geçirdikleri, dinlendikleri gerçek bir tatil beldesidir.
Bir de İstanbul’u olduğu gibi burayı da tanıyorum ve burası artık vücudumun
bir parçası olmuş. Buraya alışmışım. Onun için seviyorum. Gerçekten sevdiğimiz
yerleri ve kişileri neden sevdiğimizi bilmeyiz, bilmek de istemeyiz.” “bedenimin
bir parçası” olmuş diyor Orhan Pamuk. Evet denemeye görün bu ada sizin de bedeninizin
bir parçası olacaktır.
Orhan Pamuk size ayrıca Çamlimanı’nı görmenizi de önerecektir.
Siz de bu öğüde uyup bir faytona atlayıp Çamlimanı’na gidebilirsiniz.
Çamlimanı’na faytonla gidilir dedik ama adayı keşfetmenin yolu yürümektir.
Bir yere gelince içiniz adeta ferahlayacak ve “burası bir cennet köşesi” dediğinizde
çamlimanı’na geldiğinizi anlayacaksınız.
Çamlimanı özellikle haftasonları tekne ve yatlara da evsahipliği yapar.
Çam ağaçları ile deniz çamlimanı’nda çok güzel bir manzara oluşturur. Bu öylesine
güzeldir ki ayrılmakta zorlanırsınız.
Faytonlar Heybeliada’nın vazgeçilmezidirler. Nefis manzara ve çam ağaçları
arasında adayı dolaşmanın keyfine diyecek yoktur.
Çamlimanı yakınında dünyanın en ünlü manastırlarından biri olan buradaki adıyla
Terk-i Dünya’ya da uğramalısınız. Manastır gerçekten adına yakışır bir sessizlik
içinde ziyaretçilerini bekler.
Türk Edebiyatının önemli isimlerinden Ahmet Rasim ve Hüseyin Rahmi Gürpınar
yıllarca Heybeliada’da yaşamıştır ve Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın ağaçlar içindeki
evi müze haline getirilmiştir.
Halki Palace oteline giderken ülkemiz Kurtuluş Savaşı kahramanlarından İsmet
İnönü’nün müze haline getirilen evinin önünden de geçersiniz.
Halki Palace Oteli sadece İstanbul’un değil Türkiye’nin en eski otellerinden
biridir. Eskidir ancak geçirdiği yangından sonra son derece konforlu ve modern
bir şekilde restore edilmiştir. Bazıları deniz ve orman manzaralı oadaları
her türlü donanıma sahiptir.
Otelin lobisinde biri size ıslık çalar ve “buyrun, rahat edin” anlamına gelen
“merhaba” derse sakın şaşırmayın. Halki palace’ın maskotu papağan Koko’nun
selamını aldınız.
Bu sıcak selamın ardından otelin manzarası muhteşem balkon-terasında oturup
bir şeyler içebilirsiniz.
Heybeliada’da birçok farklı yerden denize girilebilir. Sadık bey Plajı da
bunlardan biridir ve otelin hemen altındadır. Günümüzde bu plaj sadece adaya
gezmeye gelenlerin değil bizzat adalıların da en çok tercih ettikleri yerlerden
biridir. Bu plajda Burgazada ve Kaşıkadası’nı karşınıza alıp denizin keyfini
çıkarabilirsiniz.
Plajın değirmen burnu piknik alanıdır, adını burnun en ucundaki eski değirmenden
alır.
Heybeliada’nın lokantaları deniz kenarında rıhtım üstündedir. Menüleri de
tabi ki balık ve deniz ürünleri ağırlıklıdır.
Heybeliada’da geçen bir günü özetlemek için tek bir şey söylenir: Huzur. Bunu
adanın her köşesinde hissedebilirsiniz. Hatta heybeli’yi bırakıp kentin karmaşasına
dönmek çok zor gelecektir.
Heybelia’den ayrılmak gerçekten zor ama geç saatlere kadar vapurlar var. Heybeli’den
Bostancı’ya yazın son vapur gece saat 01.45’de kışın ise 23.40’da.
Heybeliada yani eski adıyla Halki. Halki Palace Oteli ise bu adanın sadece
adıyla değil adeta kendisiyle bütünleşmiştir. Halki Palace adalıdır. Bununla
gurur duyar. Hadi gelin bu gururu bizimle paylaşın ve bizlere sizi ağırlama
şansı tanıyın. hoş geldiniz sefalar getirdiniz…
|